3.9.26

Büyük Kulüp - Üç Yüzyıla Yayılmış Bir Tarih

 



1882’de İngiliz birinci dragomanı (çevirmeni) Sir Alfred Sandison’un fikir babası olduğu ve kurucuları arasında yer aldığı Cercle d’Orient (Serkldoryan, bugünkü adıyla Büyük Kulüp), Pera’nın en göz alıcı binalarından birinde, Abraham Paşa’nın ünlü mimar Vallaury’ye yaptırdığı ve Grand Rue de Pera’ya (bugünkü İstiklal Caddesi) çok geniş bir cephesi olan binada faaliyet göstermeye başladı. Kurucuları arasında dönemin en önde gelen diplomatları, iş adamları ve devlet erkanı bulunuyordu ama Türklerin sayısı göze çarpacak kadar azdı. Burası bir centilmenler kulübü olarak tasarlanmıştı – güzel yemeklerin yendiği, yabancı yayınların takip edildiği, puro içilen, balolar yapılan, bilardo, briç ve poker gibi kağıt oyunları oynanan bir mekan. Buraya ancak sosyete kadınları konuk olarak girebiliyordu. İstanbul’daki yabancı varlığının en tartışmalı olduğu 1880-1922 yılları arasında Kulüp maddi zorluklar yaşadıysa da tamamen kapanma tehlikesiyle hiç karşı karşıya kalmadı – bu da Kulüp’ün yer verdiği kuşkusuz olan siyasi ve askeri tartışma ve görüşmelerin, Abdülhamit gibi kuşkucu (ve Kulüp’te düzenli olarak muhbir bulunduran) bir padişahı bile rahatsız etmeyecek düzeyde tutulduğunun bir göstergesiydi. 

Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri ayaklarını çekti, Türk bürokratlar ve iş adamları ağırlık kazanmaya başladı, 1930’larda da Kulüp’ün Türkleşmesi gerçekleşti; 1944’te Cercle d’Orient adı da terk edildi ve “Büyük Kulüp” adı münhasıran kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin önde gelen isimlerinin çoğu Kulüp üyesi oldu ve bu günümüze dek devam etti – devlet yönetiminden, yerel yönetimlerden, ordudan, iş dünyasından, basından en üst düzey simaları Kulüp masalarında görmek hep mümkün oldu. İlk dönemlerde 250 civarında olan ve bir ara bunun epey altına düşen üye sayısı 2000’li yıllarda 9 bin düzeyine çıktı – herkes Büyük Kulüp üyesi olmak istiyordu.

Kulüp’ün kapanmayan yaralarından biri yer sorunuydu – Abraham Paşa’nın binası, Paşa’nın iflasından sonra el değiştirdi ve Kulüp bu binada hep bir kiracı olarak kaldı, kiracı olmanın getirdiği sorunları yaşadı. Yazlık bir lokal açıldığında bile (önce Yeniköy’de, sonraları Çiftehavuzlar tarafında) kiracılık sorunu sürdü; Abraham Paşa’nın binası 1984’te yandı ve Ocak 1985’te tahliye 7 edildi; Ocak 1978’de Çiftehavuzlar’daki Hacı Bekir köşkünün bulunduğu ve Bayar ailesinden alınıp yazlık lokal olarak kullanılan yer, Kulüp’ün ana binası haline geldi. 1986’da başlayan düzenleme çalışmaları, restorasyonlar ve yeni inşaatlar sonucunda Büyük Kulüp, Anadolu yakasının en şık, en gözde, en ayrıcalıklı mekanlarından biri oldu. 

150. yılını doldurmak üzere olan Büyük Kulüp’ün toplumsal tarih açısından en büyük şanslarından biri, bütün taşınmalara ve yangınlara, devrim ve darbelere rağmen yönetim kurulu toplantı tutanaklarının bu zamana dek korunabilmiş olması. 1910’ların ve 1960’ların ikinci yarısını kapsayan iki gedik sayılmazsa, elimizde toplumsal dönüşümleri takip edebileceğimiz çok değerli bir kayıt var. Siyasi konular bu defterlerde direkt olarak neredeyse hiç yer almıyor ama satır aralarında Türkiye’nin toplumsal tarihini takip etmek mümkün.  

Bu kitabın belkemiği, söz konusu tutanak defterlerinin tamamının dijitalleştirilmesi ve okunması üzerine kuruldu; Osmanlı, İngiliz ve Fransız arşivleri tarandı, literatür ve gazete taramaları yapıldı; son olarak da Kulüp’ün yaşayan tarihi denebilecek üyelerle röportajlar gerçekleştirildi.  Bu araştırma ve yazım projesini başlatan ve hayata geçmesini sağlayan önceki dönem Başkan Yardımcısı Erkan Ülker ve projenin sağlıklı bir biçimde sonuçlanmasını sağlayan Başkan Talat Yılmaz’ın şahıslarında bütün Büyük Kulüp yönetimine ve camiasına içtenlikle teşekkür ederim. 

Cem Akaş 

Ağustos 2024 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.