15.7.26

yapay organik

yayıncılık dünyasında yapay zekayla oluşturulan metinlerle ilgili olarak ne yapılması gerektiği tüm dünyada olduğu gibi türkiye'de de bir süredir tartışılıyor. abd ve avrupa'da yazarlar, ajanslar ve yayıncılar yapay zeka kullanımına karşı çok daha tepkili ve sesleri gür; sözleşmelere "yazar, bu kitabın yapımında yapay zeka kullanılmamış olduğunu taahhüt eder" türü maddeler ekleniyor epeydir. bizde bu düzeyde bir tepki yok ama bir tedirginlik olduğu da açık - "yayımladığımız bir kitabın yapay zekayla yazıldığı ortaya çıkarsa rezil olur muyuz, ne kadar oluruz?" türü bir tedirginlik bu; öte yandan özellikle kurgudışında ve çocuk kitaplarında yapay zekayla yazılmış kitaplar çoktan kitapçılara girmiş durumda. bu konudaki düşüncelerimi iki yıl kadar önce harvard business review için özetlemiştim

sennur sezer emek ve direniş - şiir ve öykü ödülleri'nde bu yıl öykü dalında ödüle değer öykü olmadığının ve gelen başvurularda yapay zeka kullanıldığı şüphesinin bulunduğunun açıklanmasıyla konu birkaç gündür yeniden gündemde. şiir ve öykü söz konusu olduğunda yapay zeka ürünlerinin organik zeka ürünlerinden zor ayrıştırılabileceği bir teknolojik düzeye gelindiği açık; bu kullanımı denetlemekte kullanılan yazılımların da hata payları büyük ve sonuçlar kesin olmaktan çok uzak. kaldı ki yapay zekayı iyi kullanmayı bilen biri, yapay zekanın metinlerde bıraktığı işaretleri de bilir, bunları ürettiği metinde bertaraf edebilir; insan eli değmiş bir yapay zeka metnini teşhis etmek çok daha zor. 

yapay zeka kullanımından ne kastedildiği de örnekten örneğe değişiyor tabii. yazılmış metnin editörlüğünü yaptırmak, metin için fikir buldurmak, karakterler için analiz yaptırmak, olay örgüsünü kurdurmak, metinde kullanılacak dönem ya da yer bilgileri gibi somut bilgileri çıkarttırmak, tarihi olayları kullanarak kurgu yaratmak, başka bir yazarın tarzının pastişini üretmek - bunların hepsi yapay zekayla yapılabilecek işler, bir kısmını denetlemek de mümkün değil zaten. bir kısmı da sözlük kullanmak, google ya da kaynak araştırması yapmak, birşey yazmaya oturmadan önce kalemi açılsın diye en sevdiği yazarı okumak, hatta başka öyküler okumuş olmak (ve bunların tortusunun bellekte bir yerlerde bulunması, yazılan metne sızması) ayarında şeyler, yani organik zekanın yüzlerce yıldır başvurduğu yöntemler. 

edebiyat yayıncısı olarak sanırım şöyle özetleyebilirim bugünkü yaklaşımımı (ileride değişebilir tabii, koşullarla birlikte): yapay zeka/ organik zeka üretimi ayrımı yapmaya, neyin yapay zekaya yazdırıldığını saptamaya çalışmaktansa klasik iyi/kötü ayrımı üzerinden metinleri değerlendirmeye devam ediyorum. yapay zekanın ürünleri, "kötü edebiyat"ın bir alt kümesi, o kadar; kötü olmasının gerekçeleri de aslında organik zeka ürünlerinin kötü olma gerekçeleriyle aynı - gereksiz tekrarlar, anlamsız metaforlar, yüzeysellikler, şablon olay örgüleri, kalıp ifadeler ve bunların sık kullanımı, kötü yazılmış diyaloglar, maddi hatalar, laf salatası vs. Yeterince çok sayıda yapay zeka metnine maruz kaldığınızda aralarındaki benzerlikleri daha rahat fark etmeye başlıyorsunuz, ama bu da bütün yeni öykücülerin bir dönem tezer özlü gibi ya da oğuz atay gibi yazmaya çalışmasına, ya da bir dönem herkesin bireysel bunalımlarını öyküleştirmesine benziyor aslında - özgün olamama durumu. onları nasıl eliyorsak "yapay zeka tarzı"ndan fazla etkilenenleri de aynı şekilde eleyebiliriz. bu yüzden yayınevine gelen kötü dosyalara da bakmayı önemsiyorum - yaygın kötü kullanımları görmek açısından.

yapay zekanın temel yapısı bugünkü model üzerinden devam edecekse (yani yaratıcılığı modelleyemeden, istatistik üzerinden gidecekse) önümüzdeki dönemde daha rafine değil daha sası ürünlerle karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğundan söz etmiştim 2024'te yazımda - hala böyle düşünüyorum. 

kısa vadede ve edebiyat alanında en çok  dergiler ve yayımlanmamış yapıtları değerlendiren yarışmalar zorlanacak gibi görünüyor. ilk kez yapıtı yayımlanacak yazarlarla bire bir görüşmek ve onları tanımak, yazdıkları hakkında konuşmak dergiler için en gerçekçi çözüm bence - zaten eskiden de dergi dediğiniz böyle çıkarılırdı. yarışmalar konusundaysa belki bir süre, yayımlanmamış dosyalara ödül vermeye çalışmaktan vazgeçmek bir önlem olabilir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.