50 yıl öncesinden bahsediyorum. manav eski gazetelerden "kesekağıdı" yapardı, ninem oturur onları okurdu. o kadar tutkuyla okurdu ki bir gün, kesekağıdındaki üzümü eliyle koparmadan, ısırarak yerken dilini arı soktu, boğuluyordu, ona rağmen kesekağıdı okumayı hep sürdürdü.
bu anımı yekta kopan'a ithaf ediyorum.