20.12.19

sarma - bir oyun tasarımı

2006 yılının baharında, Bursa’nın Hisar mahallesinde oturan çocuklar yeni bir oyun oynamaya başlayacak – ilk başta adı olmayacak bu oyunun elbette, bir tür ebelemece oyunu olarak düşünecek bunu çocuklar; tek farkı, ebenin ebelediği oyuncuların da ebe haline gelmesi, yani ebe sayısının sürekli artması, kaçan oyuncuların da sürekli azalması; sona kalan oyuncu oyunu kazanıyor. Okulların kapanması ve çocuklardan bazılarının yazlıklara dağılması nedeniyle oyuna ara verilecek, sonbaharda arkadaşlar yeniden toplandığındaysa ufak bir değişiklik yapılacak: ebelerle ebe olmayanların sayısı eşitlendiği anda, iki takım oluşmuş sayılacak; bu andan itibaren iki takım da birbirini ebeleyebilecek; oyun alanının iki ucunda yere çizgi çekilerek birer “kale” bölgesi belirlenmiş, her takımın elemanları, ebelenmeden karşı takımın “kale”sine ulaşmayı amaçlayacak, bunu yaparken ebelenenler karşı takımın elemanı haline gelecek.

Bir süre sonra, özellikle kalabalık gruplarla oynandığında kimin hangi takımdan olduğunu anımsamanın ve izlemenin zorluğu, yeni bir değişikliği gerekli kılacak: iki takım oluştuktan sonra ebelenenler, karşı takıma geçmek yerine oyundan çıkacak.

Oyunun “sarma” adını alması için yıllarca beklemek gerekecek, çünkü yeni bir değişikliğin sonucunda olacak bu: basit bir ebelemenin ötesinde, bir ya da birden fazla oyuncu, el ele tutuşmuş rakip takım oyuncuları tarafından sarıldığında, oyundan çıkacaklar. Oyun bu haline ulaştığında Bursa sınırlarını aşacak, küçük değişikliklerle farklı yerlerde oynanmaya başlayacak – Manisa versiyonunda kaleler olmayacak örneğin; İstanbul versiyonunda oyun başından itibaren iki takım arasında oynanacak.

2019 yılında bir televizyon programının yerel oyunlara eğilmesi ve turnuvalar düzenlemesi, “sarma”nın yaygınlığını bir anda arttıracak. Yine de gerçek anlamda ulusal bir oyun haline gelmesi, oyun alanının iyice büyümesi ve takımların, kendi renklerinde birer sarma ipiyle sahaya çıkması sonucunda olacak; o aşamadan sonra, oyuncuların el ele tutuşması gerekmeyecek karşı takım oyuncularını oyundan çıkarttırmak için, iple saracaklar.

Bu son derece dinamik, çevikliğe olduğu kadar taktik beceriye ve oyun alanının genelini kollayabilmeye, yalnız kalan ya da öbekleşen rakip oyuncuları görebilmeye dayanan oyun, internette büyük rağbet görecek, takımlar ve onlara bağlı taraftarlar, yerelliğin sınırlarını aşmaya başlayacak. “Sarma”nın Amerika’da ortaya çıkması, buradaki üniversitelerde okuyan Türk öğrencilerine olduğu kadar, bu internet sitelerinin uyandırdığı ilgiye de bağlı olacak. Amerika, “sarma”nın gelişiminde en belirleyici aşamaya ev sahipliği yapacak ve oyun Amerikan üniversitelerinde o kadar benimsenecek ki, Türk kökenleri neredeyse unutulacak: iki cin fikirli Amerikan öğrencisi, 2074 yılında Berkeley Üniversitesi çimenlerinde oynanan bir oyun sırasında, takımların sarma iplerinin iki ucuna birer top bağlayacak, bu sayede ipi sahanın bir noktasından başka bir noktasına fırlatmak ve rakibi gafil avlamak mümkün olacak; zaten hızlı olan oyun, daha da hızlanacak ve zevklenecek, kuralları karmaşıklaşacak.

“Sarma”, ilk kez 2112 İstanbul Olimpiyatlarında, “Bindball” adıyla bir uluslararası turnuva oyunu niteliği kazanacak; maçlar beşer set üzerinden oynanacak; topsuz başlayan bir oyunun böyle top-merkezli bir noktaya gelmiş olması, antropologların ilgisini çekecek.

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.