31.8.10

we are all workers

levi's'ın yeni kampanyası, durgunluktan durgunluğa (hatta gerilemeye) koşan amerikan ekonomisini; finans temelli "wall street" ekonomisini değil de üretime dayalı "main street" ekonomisini canlandırmayı bir öncelik olarak ortaya koyuyor. bunun için de bütün amerikalıların çalışmaya hazır olduğu, elbirliğiyle bu belayı da atlatacakları "gaz"ını veriyor. levi's'in kendi üretiminin nerede gerçekleştiğine bakıldığında, bu kampanya çerçevesinde düzenlenen "amerikan taşrasında zanaat atölyeleri açalım, herkese altın bilezik takalım" etkinliklerinin gerçekten de gazdan ibaret olduğu hemen anlaşılıyor. zaten ne olacaktı - adamlar iyiden iyiye kaptırdıkları pazar paylarını (kaç kişi kaldı levi's giyen hakikaten? 80'lerde millet birbirinin gözünü oyardı buz mavisi 501 için) bir tırnak olsun geri kazanabilmek uğruna çırpınıyor, iki kot fazla satsalar kardır.

benim derdim de o değil nitekim. (bizden apartma kokan) "hepimiz işçiyiz" lafının, bir kampanyayla (hele bu kampanyayla) işaret edilemeyecek güzelliğine takıldım ben. türkiye'de solun sınıfsal temeli, sendikaların işlevsizleştirilmesi vs üzerine kafa patlatıp duruyoruz, ama ihtiyacımız olan ana bakış açısı bu: sonuçta hepimiz, global kapitalizm karşısında (içinde), işçiyiz. buna milyar dolarlık şirketlerin ceo'ları da dahil, devlet memurları da, kasiyerler de, futbolcular da, editörler de, tofaş mühendisleri de, köyünde oturup halı dokuyan ve ingiltere'ye satan da. yeni bir sınıf yapısı var artık; mücadele de bu yapı göz önünde bulundurularak kurgulanmalı. dünyanın bütün işçileri diyorum, artık birleşebilmemizin nesnel koşulları var diyorum.

2 comments:

  1. ahahah

    birleşebilmemiz için koşullar ve altyapı yıllardır hazır da gözümüz mütemadiyen reklamlara, dizilere filan kayıyor böyle.

    yavşak mıyız neyiz (ben hâlâ Levi's giyiyorum bu arada; millet buz mavisi 501 için birbirinin gözünü oyarken açlıktan ağzım kokardı, şimdi para içinde yüzdüğüm için intikam alıyor, sıcağın alnında iki kat kot pantolonu üst üste giyiyorum filan).

    ReplyDelete
  2. Weber'in sınıf analizi tam olarak bunun üzerine aslında. Artık birer tane kapitalist ve işçi sınıf olmadığını söylüyor ve yeni gruplardan bahsediyor (finansçılar, fabrikatörler, kira geliri sahibi olanlar, tüccarlar; fabrika işçileri, hizmet işçileri, fikir işçileri, yöneticiler). Bu özünde sınıf bilincini törpüleyen bir durum, mavi yakalılar dışındaki insanlar kendilerini "işçi" olarak görmüyor çünkü.

    Şunu da ekleyeyim hazır başlamışken: Weber sınıf kategorisinin yanına statü gruplarını ve politik gücü de ekler yeni bir tabakalaşma inşa ederken çünkü petrol zengini Ortadoğu ülkelerinin dünya üzerindeki söz hakkı gsmh'si onlardan daha düşük olan batılı ülkelerden daha az olabilir, zengin bir kadın ile zengin bir erkek toplumda aynı seviyede değildir vb. Weber'in sosyal tabakalaşma anlayışı çok boyutlu diyebiliriz genel bir bakışla.

    Bayağı özet geçmiş oldum sanırım, niye yaptığımdan emin olmasam da :)

    - bir okur

    ReplyDelete

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.