8.6.15

kır düğününe yağmur



bu kadarını beklemiyordum, onu söyleyeyim. bir defa hdp'nin barajı geçmesine "izin vermelerini" beklemiyordum; oy oranını yükselttiğini görüyordum, ama akp'nin kontrolünün daha mutlak olduğunu sanıyordum, değilmiş. sivil toplum dediğimiz şeye ülkece ne kadar ihtiyacımız olduğu böylece bir kez daha kanıtlandı. en karanlık ve boğucu iktidar uygulamalarına bile toplum, kendi imecesiyle karşı koyabiliyor. ikincisi, akp'nin milletvekili sayısının 276'nın altına düşmesini beklemiyordum haliyle; ama hdp'nin türkiye genelinde bütün illerde oy oranını bu denli artırması, türkiye'nin sürdürülebilirliği açısından yeni bir umut kaynağı oldu. güzel bir geceydi; sabah da güzeldi, ama artık öğle yemeğimizi de yediysek, biraz iş konuşalım derim.

kimsenin kır düğününe yağmur olmak istemem tabii, ama sevinçten çıldırmadan önce bir-iki şeyi hatırlamakta fayda olabilir. birincisi, akp hala hükümette. ikincisi, daha epeyce bir süre hükümette olmayı sürdürecek muhtemelen. chp'nin ya da mhp'nin ne yapacağını düşünmeye başlamadan önce, erdoğan ve akp'nin ne yapacağını düşünmek lazım, çünkü hamle sırası onlarda; şah çektikleri sürece de üstünlük onlarda kalacak.

erdoğan'ın önceliği ne? yargılanma yolunun açılmasını ne olursa olsun engellemek. bunun için cumhurbaşkanlığı koltuğuna ve ikinci bir beş yıl için seçilmeye ihtiyacı var, dolayısıyla bundan kolay kolay vazgeçmesi beklenemez. bu, belli koşullarda erdoğan'ı bazı uzlaşmaları kabul etmeye de yöneltebilir, o yüzden göründüğü kadar kötü değil. erdoğan'ın ihtiyacı olan ikinci şey, akp iktidarının ne pahasına olursa olsun sürmesi. cumhurbaşkanı olması ona bir zırh sağlıyor elbette, ama birlikte iş yaptığı insanları korumuyor; onların ipliğinin pazara çıkması da bir kapalıçarşı yangını doğuracağı için erdoğan'ın işine gelmez. dolayısıyla erdoğan akp'yi de kollamak zorunda. bu da pratikte 258 milletvekiline destek verecek 18 milletvekili satın almak demek. pek zor birşey değil, ecevit bile o şair haliyle 11 milletvekili alıp hükümet olmuştu. yani önümüzdeki bir ay içinde benim beklediğim şey, akp'nin ister partiye transfer etmek suretiyle, isterse dışarıdan destek suretiyle milletvekili sayısını 276'ya çıkarması ve oynak da olsa bir denge sağlayarak hükümet kurması.

bu istikrarsız dengenin uzun ömürlü olmayacağını erdoğan elbette bilir. bu nedenle yeni akp hükümetinin amacı, erken seçime olabilecek en güçlü haliyle girmek olacak. bu da pratikte iki şey demek: kaptırdığı oyları geri almak için kendi elini güçlendirmek ve rakiplerinin (toplumun) elini zayıflatmak. hdp'nin doğu'da aldığı akp oylarının yanı sıra, batı'da büyük şehirlerde aldığı oyların da sahiplerini pişman etmeye çalışacak erdoğan. bunun için hdp'nin itibarsızlaştırılması, apo-demirtaş arasına fay hattı döşenmesi, toplumsal barışın ve asayişin dinamitlenmesi gibi yollara başvurulması mümkün.

ne var ki bütün hamleleri de erdoğan yapmayacak. eli çok rahat olmayacak bir kere - yasamanın işleyişinde kalesinde çok sayıda gol görecek. ikincisi, ekonominin gidişatı, akp'nin kendi tabanında da oylarının zora girmesine yol açacak. üçüncüsü, sonun başlangıcını görenler, giderek artan bir hızla gemiyi terk etmeye yönelecek - yalnızca "yandaş" kitlede değil, doğrudan parti içinde de. iki yıl sonra erken seçime gidildiğinde, ülke bugünkünden daha iyi bir halde olmayacak muhtemelen. seçim de akp'nin istediği zamanda değil, meclis aritmetiğinin değişmesiyle dikte edilecek zamanda yapılabilir.

bu süreçte hdp, "mhp'nin yanındaki kürt milliyetçisi parti" olarak değil, "chp'nin ilerisindeki sol parti" olarak oyunu yüzde 20'lere çıkartmanın çalışmasını yapmalı.

izleyenler için çok dersler olacağı kesin.


No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.