27.10.11

papa'yı müslüman yapmak
















din adamlarımızda böyle bir hırs var mıdır, koyu müminler arasında böyle bir geyik konusu dolaşır mı bilmiyorum aslında, ama gayet olabilir görünüyor: padişahın müthiş bir müftüsü varmış, vatikan'a gitmiş. onu orada hıristiyan zannecekleri kadar iyi biliyormuş hıristiyanlığı. kafirlerin elindeki kutsal topraklardan gelen, zulüm görmüş bir katolik rahibi olduğuna inandırmış hepsini. papa'nın huzuruna çıkmış ve gizli görüşme talep etmiş; o gizli görüşme sırasında da papa'yı imana getirmiş, müslüman yapıvermiş. tabii büyük bir sır olarak kalmış bu, ama her papa, yerini alacak halefini gizlice müslüman yaparmış o günden beri.

şimdi nerden çıktı denebilir, açıklayayım: resimde görülen kupanın üstünde şunlar yazıyor: "bismillah - (kalp içinde) peygamberimi seviyorum" ve "elhamdülillah - (gül resmi) - trabzon il müftülüğü - 2011". güzel, zamana uymuş müftülüğümüz, çay-kahve içerken insanların yalnız trabzonspor'u hatırlamasına razı gelmemiş, müslümanlıklarını ve peygamberlerini de hatırlasa ne iyi olur demiş, yaptırmış kupaları.

yalnız sonraki adımda işler biraz tuhaflaşıyor: sayın müftü, türkiye'deki hıristiyan cemaatin ruhani liderlerinden birinin müftülüğü ziyareti sırasında (bölgedeki manastırları, kiliseleri gezmek amacıyla olsa gerek) bu ruhani lidere bu kupayı armağan etmiş. gavurda buna "what were you thinking?" diye sorarlar, "aklından ne geçiyordu?" diye çevirebiliriz. hakikaten, müftümüz ne düşünüyordu? "bak adamı nasıl müslüman yapıyorum" mu dedi, "hıristiyan adama müslüman hediyesi verdim, gol sevinci yaşıyorum" mu dedi, "bu memlekette misyonerlik lazımsa onu da biz yaparız" mı dedi, bilinçsiz bir terbiyesizlikten mi ibaretti bu hareket, yoksa mesela farklı dinlerin ruhban tayfası arasında böyle bir esprileşme biçimi mi var da ben bilmiyorum?

fakat sonrası da az ilginç değil: söz konusu ruhani lider bu kupayı atmamış, kırmamış, yanındakilere teslim etmiş (herhalde - koskoca lider elinde kupayla dolaşacak değil ya) ama peşini bırakmamış, "bir müslüman kupası vermişlerdi nerde o" demiş, geçerken bize uğramış (kendisi sevdiğimiz, saydığımız bir insandır) ve "buyrun bakın size ne getirdim" diye bize hediye etmiş. şimdi severek kullanıyoruz bu kupayı, mümin bir arkadaşımız var, o geldiğinde hemen onunla servis ediyorum kahvesini mesela. bir gün vatikan'a gidersem ve papa'yla görüşme talebinde bulunursam yanımda bu kupa olacak.


3 comments:

  1. Büyük düşünmüş, ben tebrik ediyorum müftüyü, bir papayla baslayabilirdi ıslam güzel ahlak

    ReplyDelete
  2. ben hiç bu kupadan kahve içmedim, yoksa ben mümin değil miyim? işin komiği benim içimde her zaman yer etmiş bir tutkuyu konu etmişsin. birisini müslüman yapacaksan o, papa olmalı herhalde. bir de üstüne bu ihtida öyküsünün romanını yazarsam belki o zaman önüm açılır, diyordum.

    ReplyDelete
  3. müftüye kızmayın bana kalırsa. isa'ya tüm varlığıyla inanan birini düşünelim (öyle birini tanımıştım)tanıştığı insanlara sahip olduğu en değerli şeyi vermek istiyordu: inancını. bunu aşırı denecek bir iyi niyetle yapıyordu. bu yüzden dayak yemişliği bile vardı.

    müftü'nün verdiği kupada yazanlar da bunun bir yansıması. işi bir dini temsil etmek olan biri, temsil ettiği dinin önemli gerçeklerini, sıradan bir günlük eşyanın üzerine kaydederek o dine inanmayan birine gönül rahatlığıyla hediye edebilmeli. sonuçta amaç ikna etmek değil. propaganda bile değil: "ben buyum" demek. verdiğimiz hediyeler bizi anlatır. müftülüğün hediyesi epey doğrudan anlatmış durumu. elhamdülillah, dinde zorlama yok çay, kahve, muhabbet var. dostluk, aşk var. çok güzel. o kupayı seviyorum ben.

    ReplyDelete

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.