30.6.11

son kurgu

"bir çırpıda ölüm. ama, ölümün de kentten uzaklaştığı söyleniyor gün gün. olsun, karanlık, yanımızda bir uykudan çıkarak geriniyor; esniyor. sonra kenti gezmeye, denetlemeye çıkıyor. dün, gölgesi büyük bulutlarla üzerimizdeydi; ak da elindeydi onun kara da. adlandırılmayı bekliyor, başaramıyorsun. adlandırsan da, kaçıyor kendisine adanan sözcükten... gecelerin beni asla öpmeyeceğini biliyordum. kendisine özgü bir ruhbilim öğrencisinin, bir muvakkit olarak mesela, hani çağdaş bir muhaddis olarak mesela, puvantör canım, puvantör Ali olarak mesela, üç ile beşi, yedi ile dokuzu, kırk ile falancayı birbirinden ayırt edemeyen bir mühendis olarak mesela, kuşu kediyi buzu gölgeyi birbirine katan ve bu işin içinden çıkamayan biri olarak mesela, gecelerin beni hiç öpmeyeceğini, döveceğini biliyordum..."

güz her şeyi bilir (1998)
hulki aktunç
1949-2011

3 comments:

  1. Adını Yok Eden Hikaye tanıtmıştı bana onu. Şimdi yokluğunun varlığı.

    Onlar gidince ölümün arkasından bakan asıl biz oluyoruz.

    ReplyDelete
  2. aklıma geldi, iletişim'den çıkan kitap.
    şimdi.
    gidip okuyayım.

    ReplyDelete
  3. insan her hatırlayışta ölüme biraz daha yaklaşıyor. neyi hatırladığın önemli değil: yaklaşınca daha iyi görüyor: önemsemediğin, geçip gittiğin ne varsa sana ilişecek: sana yapışacak, insan aklını neyle dolduruyorsa, ona gömülüyor: hayaller, hayaller, hayaller. neden hikaye anlatır, işi gücü, bir yaşamı olan insan? ölünce yalnız kalmamak için. hulki aktunç'un yüzünü bir kez gördüm, uzaktan, rakı içiyordu. zihnimdeki resmi gülümseyen, dünyayı umursamaz biri: dünyayı kendinden uzak tutmak için eline bardak almış biri: şimdi? o bardağı tutmuyor. elini önemsiyorum. gülmüyor şimdi. yüzünü önemsiyorum. insan. eksiliyor; sıfıra yaklaşıyor böyle: böyle böyle mezara iniyor, üstünü çiçekle kapatıyorlar mezarların. etin görünmemesi için renge başvurunca, bir sinema salonunda buluyorum kendimi, bir yer gösterici elindeki feneri gözümün içine tutuyor. "oturacak yerin yok bu dünyada hadi git!" diyor. uyanıyorum. hikayeleri keşke okusaydım sadece; yaşamaya kalktım; yaşama karıştırdım. satır aralarında bekledim. vahiy bekleyen peygamber gibi bekledim, gidemedim; ölüm bekliyor mu? beklemiyor.

    neye üzülüyorum biliyor musun? ölüleri hatırlayan diriler de onlar gibi: oysa sarılmayı öğrenmeliydik tanığı olduğumuz ölümlerle...

    ReplyDelete

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.