24.7.14

insanlığın kaderini değiştirecek buluşlarımdan birini nasıl yaptım



bilenler bilir - enerjiyle ilgili buluş yapmayı severim. mesela 1992'de, istanbul boğazı'nın üst ve alt akıntılarından elektrik üretecek türbinleri bulmuş ve "suç ve ceza" adlı romanımda konunun ayrıntılarını açıklamıştım.

son buluşum ise bozcaada'daki "rüzgar gülleri"nin nasıl çalıştığını bizim ufaklığa anlatmaya çalıştığım sırada gerçekleşti. rüzgardan elektrik üretmek çok şahane tabii, ama rüzgar kesilirse dımdızak kalma riski var, çünkü bu üretilen enerjiyi depolamayı hala doğru dürüst beceremiyoruz. elektrikle ilgili temel problemimiz bu zaten - üretir üretmez tüketmek gerekiyor.

bir yandan araba kullanırken, bir yandan da dev bir elektrik hattı halkası düşünmeye başladım - üretilen elektrik bu halkaya veriliyor, elektrik akımı orada dönüp duruyor, sonra lazım olunca kullanım hattına aktarılıyordu. bunun iki problemi olabileceğini hemen gördüm - birincisi, yüksek miktarda elektrik üretilecekse çok uzun bir halkaya ihtiyaç duyulacaktı, ikincisi de kablodaki enerji kaybı, böyle bir depolama yöntemini mantıksız hale getirecekti, elekle su depolamak gibi bir şeydi.

sıradan bir zihnin yılıp vazgeçeceği bu noktada ben direnmeyi, fikrimin peşinden gitmeyi sürdürdüm tabii. sonuçta mantık sağlamdı, sadece doğru malzeme bulmak gerekiyordu, direnci düşük bir malzeme. tabii ki hemen aklıma süper iletkenler geldi. böyle malzemeler vardı, sıvı nitrojenle soğutuldukları zaman hiç enerji kaybı olmadan elektriği döndürüp duruyorlardı. ülke çapında üretilen elektrik, bu süperiletkenlerden kurulacak devasa "silo"larda depolanabilir, lazım olduğunda da "grid"e aktarılarak kullanıma sunulabilirdi.

burada durdum mu? hayır, bin kez hayır. biraz ar-ge çabasıyla, bu siloların boyutunu pil boyutuna ufaltmak ve örneğin bilgisayarlarımızın ve cep telefonlarınızın (ben kullanmıyorum) şarjının durdukları yerde bitmesinin önüne geçmek mümkün olacak, elektrikli arabaların da şarj ömrü nihayet uzayacak ve tek şarjla binlerce kilometre gidilebilecekti.

bu buluşumu öncelikle sizlerle ve akabinde dünya kamuoyuyla paylaşmak için hemen bilgisayarımı açtım, dizginlenemez bir coşkuyla bu satırları yazdım. sonra her namuslu buluşçunun yapacağı gibi, konuyu google'a götürdüm.

http://science.energy.gov/np/highlights/2013/np-2013-08-a/

erken kalkan, yine yol almıştı. ama bu, süper iletken elektrik silolarımı ve pillerimi bir romanda anlatmama engel olamayacaktı. edebiyat da sonuçta bir tür bilgi deposu değilse neydi?

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.