23.3.14

erdoğan'ın çıkış stratejisi



marquez'in novellası önceden duyurulmuş bir ölüm ("crónica de una muerte anunciada" - bizde "kırmızı pazartesi" diye çevrildi) vardır ya, bugünlerde recep tayyip erdoğan'la ilgili bütün haberler bana onu çağrıştırıyor.

recep tayyip erdoğan’ın trajik bir figür haline geldiğini daha önce söylemiştim; bu trajik figürün, sahneden nasıl çekilmeyi düşündüğünü merak ediyorum şimdi. çünkü çekilecek – bir seçim daha kazansa da, iki seçim daha kazansa da, sonunda çekilecek, çekilmek zorunda kalacak. en başarılı siyasal liderlerin de, en başarısızların da paylaştığı bir kader bu, oyunun kuralı hatta. o zaman geldiğinde ne yapacak, o zamana hazırlanmak için şimdi ne yapıyor? “ne yaparsa yapsın, cezasını bulsun yeter” diyenler vardır tabii, çoktur, ama ben merak etmeden duramıyorum.

burada bir aciliyet tespiti de yapmak gerek: evet, eninde sonunda erdoğan gidecek ama, eninde değil de sonunda giderse, yarattığı hasar daha da büyük olacak. ipliği pazara çıkmış, hiçbir ahlaki savunma noktası kalmamış (sandıkta alacağı oydan bağımsız bir şeyden söz ediyorum), ancak daha çok batırarak batmaktan kurtulabileceğini sanan bir iktidardan söz ediyoruz; iktidardan düşmek, şu anda bu iktidarın bileşenlerinin en büyük korkusu; bütün bileşenler de kendilerince bir çıkış stratejisi geliştirmeye çalışıyor elbette, gazetecisinden iş adamına, bürokratından siyasetçisine. bunların bir kısmı, mümkün olan ilk durakta inmeye çalışabilir, bir kısmıysa (özellikle göbeğinden bağlı olanlar) mecburen erdoğan gibi kendilerini daha çok batıracak işler yapabilir. bunların hepsinin faturası sonuçta türkiye’ye kesilecek elbette, ne kadar uzarsa fatura o kadar büyük olacak. o yüzden aciliyet var; o yüzden hepimizin oturup, erdoğan’ın ne düşündüğünü anlamamız lazım.

erdoğan kendisinin, ailesinin ve en yakınlarının geleceğini güvenceye almak, en azından kendine bir itibar payı kalmasını sağlamak, kurduğu organize suç yapısının devasa ağırlığını bir ihtimal dengelemek için ne yapabilir? bunun ekonomiyle ilgili bir atılım olamayacağı açık; haklar ve özgürlükler bağlamında bir açılım olmayacağı da açık; ab’ye girmek gibi bir çıpa hayalinin peşinden koşacak zamanı yok. ileride şantaj için kullanabileceği kozlar devşirmeye çalışabilir, ama bunun da garantisi yok. geriye iki şey kalıyor: türkiye’nin daha dindar insanlarının ona dua etmesini sağlayacak bir dizi köklü “reform”la dini, toplumsal-siyasal-hukuksal yaşamın tam anlamıyla ana ekseni, ana referansı haline getirmek bunlardan biri. ikincisiyse kürt sorununu gerçekten radikal bir biçimde, bugün kimsenin telaffuz edemediği bir biçimde (gorbaçov tarzı) çözmeye çalışmak.

ikisi de yüksek risk seçeneği, büyük dirençle karşılaşacağı kesin olan seçenekler ve muhtemelen kişisel olarak erdoğan için daha da trajik sonuçlara yol açacaklar. ama bunlar, erdoğan’ın duygusal-zihinsel yapısının kabul edebileceği tek yolun seçenekleri. bu yapıda bu yolun adı “şehitlik”. benim gördüğüm kadarıyla erdoğan’ın kendisi için isteyebileceği en iyi şey bu; ailesi, yakınları ve kader arkadaşları ne yapar bilemem.

peki türkiye, erdoğan’ın kendisini şehit mertebesine –ister metaforik, isterse gerçek anlamda- çıkarmasını bekleyecek mi?

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.