22.12.13

"reisin boku kokmaz"



abd'de, wisconsin'deki red cliff kızılderili rezervasyonuna gittiğimde, yıllık pow wow gösterileri yapılıyordu, ama ortam tuhaf bir şekilde coşkusuzdu. bu rezervasyonlarda kızılderililer özerk bir yaşam sürüyor, kendi iç işlerinde bağımsızlar, işleri kabile konseyi yürütüyor. törenlerdeki tatsızlığın nedenini bir süre sonra öğrendim: kabile, adı konmamış bir kolera salgının pençesinde kıvranıyordu, çok sayıda yaşlı ve çocuk ölmüştü, ama hala yeni vakalar yaşanıyordu. buna rağmen bir sağlık alarmı söz konusu değildi, tam tersine, kolera lafını ağzına alanlar cezalandırılıyordu. nelere dokunduğumu, kimlerin elini sıktığımı, ne yiyip içtiğimi hatırlamaya çalışırken ve otoparka doğru yönelmişken sıska, kafası tıraşlı bir kız yanıma geldi, "gölete sıçıyorlar," dedi. ne dediğini anlamadım önce, kim, hangi gölet, neden bahsediyor bilemedim. boş boş baktığımı görünce anlattı: rezervasyonun güvenliğinden sorumlu muhafız birliği'nin üyelerinin, bu insanların tek içme suyu kaynağı olan göleti yıllardır umumi tuvalet olarak kullandığı ortaya çıkmış önce, ardından birliğin en üst rütbelilerin de aynı işi yaptığı anlaşılmış. "deli mi bunlar, niye böyle bir şey yapmışlar ki?" diye soracak oldum, kız da bana "luke whitefeather'ı tanıyor musun?" diye sordu. tabii tanıyordum, kabilenin reisiydi. "bizde 'reisin boku kokmaz" diye bir söz vardır, onunkisi kokmasın diye onun sıçtığı yere sıçılır," dedi kız. bu skatolojik muhabbet midemi kaldırmıştı; arabaya atlayıp oradan uzaklaştım, ama yolda giderken, bir arabam olmasaydı boku yemiştim diye de düşünmedim değil.

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.