20.10.13

"kavramsal sanat" versus "sanatsal kavram"



bir bienalin daha sonuna geldik. bugüne kadar gördüğüm bütün bienaller -istanbul, new york, venedik- benim için büyük oranda hayalkırıklığı oldu, 13. istanbul bienali de farklı değildi. sorun onlarda değil, bende, iki nedenden ötürü:
 birincisi, bienallerde, günümüz sanatının geldiği son noktayı görmeyi bekliyorum, "state of the art" denen şeyi; çoğu zamansa niye orada olduğu bile belli olmayan vasat fotoğraflar, videolar ve "iş"lerle karşılaşıyorum. bu kadar yüksek bir beklentiyle gitmemek gerek.
 ikincisi tabii daha vahim bir neden: bazı istisnalar dışında "kavramsal sanat" diye birşey olmadığını, "kavramsal sanat" diye sunulan şeylerin çoğunlukla "sanatsal kavram"lardan (kavramların cisme büründürülmesinden, "kavram ilüstrasyonu" haline getirilmesinden) ibaret olduğunu düşünüyorum. fikrin kendisini iki cümleyle anlatabiliyorsanız, bir de onun "yapılmış hali"ni göstermeniz gerekmiyor aslında. vonnegut'a sormuşlar, romanınızın mesajı nedir diye; "buna cevap verebilecek olsaydım roman yazmaz, telgraf çekerdim," demiş. biraz o hesap. roman, telgrafa sığmayan şeydir; gerçek "kavramsal sanat" da, kavramın ötesinde içerdiği neyse onunla sanattır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.