24.12.11

ben yapmadım, miki yaptı

ermeni soykırımıyla ilgili resmi tezimizi özetleyen bu başlığın arkasına devlet ve millet olarak daha ne kadar sığmaya çalışacağız bilemiyorum; ama işe yaramadığını ve sobelenip durduğumuzu görmek için özel bir çaba göstermek gerekmediğini biliyorum. öte yandan, bu konuda asıl önemli olan, dış politikada yaşanan gerilim, neredeyse bir yüzyıldır inkar politikasını beslemek için yapılan kaynak ve insan israfı vs değil, "ermeni dölü" lafının küfür olmasını sağlayan toplumsal koşulların ortadan kaldırılamamasından doğan toplumsal maliyet. bunun yarattığı maddi-manevi kayıp çok daha ciddi benim gözümde.

"arşivlerin türk-ermeni tarih komisyonunca incelenmesi" masalının da inanılacak bir yanı yok - bizim arşivlerden osmanlı hükümetini temize çıkaracak bir malzeme çıkacak olsaydı, bugüne dek on defa çıkardı komisyona filan gerek kalmadan; osmanlı hükümetinin suçunu kanıtlayacak malzemeninse hala arşivlerde beklediğini sanmak için de epeyce saf olmak gerekir herhalde. yabancı arşivler için de aynı şey söz konusu - bilinebilecek olan, bu saatte artık biliniyor, bu bilgiyi nasıl değerlendireceğimizi konuşalım.

nedir bu bilginin en yalın hali: sonuçta en milliyetçi türk tezine göre 300 bin, ortalamadaysa 600 bin ermeni-osmanlı vatandaşı, kendi devletlerinin doğrudan politikaları, göz yummaları, ihmalleri ve yetersizlikleri sonucunda öldü. olaya yalnızca 1915'le sınırlı olarak, yalnızca tehcir olarak baksak bile, tehcir bir devlet politikasıydı; yalnızca ermeni çetecilere ve yataklık edenlere karşı, yalnızca rus cephesinde uygulanmadı, yani savaşın doğal bir parçası değildi. "devlet öldürmedi, tehcir yapıldı, soğuktan ve hastalıktan öldüler" demek, "ben öldürmedim, tabanca öldürdü" demekten farklı değil. bunun yanında ermeni çetelerin öldürdüğü müslümanları da katarsak, işin gerçek boyutu -bunun adı soykırım olsun olmasın- ortaya çıkıyor: bir devlet, yüz binlerce vatandaşının ölümüne dolaylı-dolaysız yollarla neden olmuşsa, bunun bir karşılığının olması gerekir; ama bunun da ötesinde, biz ister "yeni cumhuriyetin çocukları", isterse "yeni osmanlılar" olalım, bu ölümlerle yüzleşmek, kendi vicdanımızda hesaplaşmak ve en azından üzüntüsünü duymak zorundayız; bunu da bir dış politika hamlesi adına değil, kendi adımıza yapmak zorundayız.

bir yüzyıldır, katı defans taktiğiyle oynadı bu devlet bu maçı; teknik direktörler değişse de taktik değişmedi, oyuncular hep bu taktik tarafından rehin alındı. o yüzden artık oyuncuların, kendi onurları adına inisiyatif almasının vakti geldi, geçiyor.


No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.