9.11.11

nasıl, niçin, ne

"önce nasıl yazıldığını, sonra niçin yazıldığını, sonra da ne anlattığını sorarak okumayı başarabilirsek" diyor semih gümüş son yazılarından birinde, faruk ulay, doğan yarıcı ve bilge karasu metinleri bağlamında. bu soruları sorduran, ya da ancak bu sorularla kuşatmaya başlanabilecek metinler için "has edebiyat" deyimini kullanıyor gümüş, benim de zaman zaman kullandığım bir deyim bu; bazen "deneysel edebiyat" dendiği de oluyor. ama sıcak nal'ın dediği gibi, "deneysel edebiyat, edebiyattır" zaten, edebiyat dediğimiz budur, bu olması, buradan başlaması gerekir, daha geriden değil. bir ad bulunacaksa, geri kalanlar için bulunmalı aslında, onlar nitelemeli hale getirilmeli - "tüketim edebiyatı" ya da "sarf edebiyatı" ya da "gündelik edebiyat" gibi. "edebiyat" ise, "okuma ihtiyacını gidermek için yazılmış metinler"e karşı savunmak zorunda kalmamalı kendini. tamamen boş bir dilek elbette - dünyanın geri kalanında olduğu gibi türkiye'de de tüketmek üzerine kurulu kitap üretimi. bilge karasu gibi yazan tek bir amerikalı yazar ismi söylemek, gerçekten çok az insanın harcı, amerika'da yaşayan iyi okurlar için bile. çağdaş klasik müziğin alanının daraltılması gibi, "edebiyat"ın da alanı iyice daraldı. öte yandan, buna yerinmek de bana yersiz geliyor - "popüler sanat" bugünün ve öngörülebilir geleceğin hakim paradigması; bugün benim görebildiğim kadarıyla hiçbir şey, bunu değiştirecek bir tohum niteliği taşımıyor, çünkü artık "yazmak" için nasıl yazacağını, niçin yazacağını ve neyi anlatacağını kendine sormak gerekmiyor, sanırım bundan sonra da gerekmeyecek.

2 comments:

  1. faruk ulay'ın adı geçmişken, merak ettiğim bir şeyi sorayım.

    http://cemakas2.brinkster.net/090808.htm

    bu yazıdaki faruk ulay alıntısı hangi kitabından?

    ReplyDelete

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.