25.9.11

7'de 20

 

ilk romanım 7'yi 1991 yılında yazdım, sipariş üzerine: bir film senaryosu istenmişti benden, ben de hakan adlı bir karakterimin kronk adlı gizli bir din örgütüyle matrak başlayıp (adamlar 7 sayısına tapan ve kaşığı sol elle tutturtan bir ekipti) tatsız sonuçlanan hikayesini önermiştim; yönetmen adayı ve yapımcılar öneriyi beğenince de yazmaya koyulmuştum. lakin bir süre sonra hiçbirinden ses çıkmaz olunca, ben de çark ettim ve romana döndüm. zaten her halinden de bellidir, "filmsel" bir olayı vardır 7'nin. tabii zaman içinde bu durum çeşitli genç yönetmenlerin ve sinema mezunlarının gelip "abi bu filmi yapalım" demelerine neden oldu. nedense hiçbiri sonuçlanmadı (gerçi enis üçer hala arada mail atıp "yapacağız az kaldı" diyor, bayram tebriği gibi alıyorum ben), en son ozan açıktan niyet etmişti, vazgeçirttim, yeni bir şey yapalım dedim, iki yıldır o yeni şeyle uğraşıyoruz - adı önce turnkey, sonra gözlerinde elli sebep, en sonundaysa silsile oldu, ama iş ciddiye binmiş durumda, galiba olacak.

her neyse, 7'yi yazmayı bitirdim, yayıncı avına giriştim. önce remzi'ye yolladım, erol erduran sağolsun "sevişme sahneleri"ni ağır buldu, hapse giremem bu yaştan sonra diyip pas geçti. ben de o sıralarda yayıncılığa bulaşmış ve daha önce de noktanın kesişimleri antolojisi'nin arka kapak fotoğrafını çekmesi hasebiyle tanışıklığım olan kaan çaydamlı'ya verdim dosyayı. altıkırkbeş kitabı yayımlamaya istekli oldu, ama o dönem yine bir sansür furyası vardı, kaan da çok rahat edemedi; kültür bakanı'na mektup yazmaktan, kitabı yunanistan'a bastırmaya kadar çeşitli seçenekler düşündük, sonunda da "koy rahvan gitsin" demeye karar verdi kaan, 1992 aralık'ında kitap piyasaya çıktı. bu oyalanmalar sırasında ben ikinci romanım suç ve ceza'yı yazıp yapı kredi yayınları'na vermiştim,  ilk romanımdan bir ay önce, kasım 1992'de, ikinci romanım çıktı.

7'yi beş yaşına girdiğinde iyişeyler - ishak reyna, on yaşına girdiğindeyse okuyanus - cem mumcu bastı. geldik 20. yaşa; bu yılın aralık ayında yirmi yaşına basıyor kitap. doğrusunu söylemek gerekirse gençlikle malul bir romandır, ama insan yaşlandıkça duygusallaşıyor işte. kitap bir tilkilik yaptı, kürkçü dükkanına döndü; yine altıkırkbeş yapıyor bu yıldönümü baskısını. ufak tefek bazı güzellikler düşünüyoruz  (who the fuck is) erol egemen ve kaan ve şenol'la.

ben de dedim ki bu arada, romanda adı geçen parçaları soundtrack mantığıyla bir araya getireyim, meraklısı vardır belki. buyrun youtube'a:

http://www.youtube.com/playlist?list=PLA04FAB6ADEB8BCBD

hazır gitmişken, kaybedenler kulübü'nün selamına aleyküm:





3 comments:

  1. 7'yi bekliyorum, ufak tefek güzellikleri de merak ederek.

    ReplyDelete
  2. harika olmuş bu soundtrack hadisesi. 13 sene sonra bir de böyle okuyalım 7'yi.

    ceren

    ReplyDelete
  3. Ne zaman Geç vakit kalabalık bı dolmuşa binecek olsam tekinsiz bı his kaplar icimi, içerdeki yüzlere tek tek bakarım. Hep 7 yüzünden...

    ReplyDelete

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.