16.5.11

argh eek zong ech

"son timsahın kuşsal zembereği" diye bir öykü yazmıştım vaktiyle; bir süredir sokak sanatı ve sokak edebiyatı meselesine kafa yoruyordum, geçen gece birden bu meseleyle daha 1980'lerin sonundayken ilgilenmeye başladığımı hatırladım. öykünün finali şöyleydi:

Kimse konuşmuyordu. Gözler hâlâ Oia'daydı. Ağır hareketlerle kağıdı katlayıp zarfa koydu Oia, uzun sakalını sıvazladı ve ayağa laktı.
"İnsanlar bizi bekliyor. Yarın sabah mesajımızı öğrendiklerinde bu baskı ve soykırım döneminin son günleri başlamış olacak. Karınca-insan olmak, insanlığın kaderi olmaktan çıkacak. Ve unutmayın: yarın bizim de son sabahımız olabilir. Ancak mesaj öğrenildikten, yayıldıktan sonra bunun önemi yok; biz olmasak da, savaşın kıvılcımı düşmüş olacak ve eninde sonunda yangına dönüşecek. Başlayabiliriz."
On dört karaltı, onuncu katta, belirlenmiş odalara girdi ve her biri, duvar büyüklüğünde cama, kendilerine düşen harfi yazdı. Ardından on dört karaltı, Hükümet binasından çıktı ve camdaki yazıya ilk kez bakıp, gözyaşlarıyla onayladı. Herkes gittikten sonra timsahların sonuncusu Oia, küçük bir kapsülü ağzına attı.
Ertesi sabah başkentte, güneşin yumuşak ışığını, camlara dev harflerle yazılmış şu mesaj karşılıyordu:

ARGH EEK ZONG ECH

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.