12.8.10

kötü oyunculuk


dün akşam türkiye-romanya maçını seyrederken, bizimkilerin kazandığı uyduruk penaltı bir kez daha futbol-yalan ilişkisini düşündürttü bana. ben 1970'lerin ikinci yarısını iyi kötü hatırlıyorum, bu kadar "hakeme oynama", kendini yerlere atma, alenen yalan söyleme ve bu yalanda ısrarcı olma ama tam yerde acılar içinde kıvranıyorken önüne beleş top geldi mi bir anda zıplayıp pozisyona devam etme durumu yoktu, bu kadar yoktu. top taca çıkardı, benden çıkmadı-ondan çıktı tartışması olurdu. artık illallah dedirtiyorlar, yalnız türkiye'de değil, bütün dünyada böyle. insanda biraz utanma olur. dünya kupasında milyar insan önünde, elli kamera karşısında numara yaptı adamlar. "integrity" derler amerikalılar, bildiğimiz ahlaklı olmak, zeki ve çevikteki ahlaklı hani. "sportmenlik" vardır, keza "sportmence mücadele etmek" vardır. vardır evet.

dün akşamki maça dönelim: gökhan ceza sahası içinde savunma oyuncusuyla omuz omuza koşarken ayağı rakibin ayağına çarpıyor, dengesini kaybedip düşüyor (gökhan), hakem de penaltı veriyor. olacak şey değil, ama gökhan da gidip hakeme "no penalty" diyecek en fazla, diyemiyor. (bugünkü gazetelerde demeçleri var, pişmanmış, acaba dese miydim diyor). takım kaptanları da, teknik direktörler de, taraftarlar da aksini beklemiyorlar zaten, bizzat bu davranışı destekliyor, devam etmesini sağlıyorlar. tam bir kepazelik.

No comments:

Post a Comment

adınızın görünmesini istiyorsanız ama google hesabınız yoksa lütfen yorumunuzun sonuna adınızı ekleyin.